Bazen gözlerle ifade edilemez duygular..O zaman kalemin gücü başlar..

Naylon Staj Yapmak

5 sene önce Mehmet tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Adını sürekli duyduğumuz naylon staj nedir, ne değildir, niye yapılır, yasal mıdır, kimler yapar gibi sorulara bugün eksiksiz olarak cevap bulacağız.

Naylon staj demek sahte staj anlamına gelir. Yani stajı yapan kişinin sadece kağıt üzerinde staj yapmasıdır ve staj yapıldığı görünen yerde hiç çalışmaması durumudur. Stajı genelde üniversite öğrencileri ve meslek lisesi öğrencileri yaparlar. Fakat ileride okuduğu mesleği yapmayacak kişiler bu tarz kaçamaklar yapmaktalar.

Bir öğrenci naylon staj yapmayı neden tercih eder?

Bu sorunun cevabı aslında çok basit… Türkiye’de öğrenciler staj yaparken köle gibi kullanılıyor. Çoğu firma staj yapan öğrenciyi köle gibi görüyor. Çünkü sürekli olarak çalışma durumu olmayacağından anlık işler yaptırıyor. Anlık iş olmasına rağmen asla dinlenme olayı olmuyor. Öğrenci gerçek köleliği burada tadıyor ve staj yaptığına pişman oluyor. Verilen maaşlarında düşük olması öğrencileri hiçbir yönden cezp etmiyor. Örnek vermek gerekirse; Halkla ilişkiler okuyan bir öğrencinin otelin restoran bölümünde komi olarak çalışması. Veya bilişim okuyan bir kişinin çay demleyip, paspas yapıp, simit almaya gitmesi gibi. Öğrenciye yaptırılan ve öğrencinin gelişimine sıfır katkı olan bu işlerde öğrenci bıkmaya ve naylon stajı düşünmeye başlıyor.

Naylon staj yasal bir durum değildir kesinlikle. Ama şunu da unutmayalım. Öğrencilerin ne kadar naylon staj yaparak suç işlediğini biliyorsak, aynı suçun staj için öğrenci çalıştıran firmalarında yaptığını unutmayalım. Bir öğrenciyi hafta sonu günlerinde, yarıyıl tatillerinde veya okulun tatil olduğu günlerde çalıştırmak yasal değildir. Stajını yapan öğrenciyi haftada en fazla üç gün çalıştırabilirsiniz. Böyle bir uygulama yapan firma göreniniz var mı? Her öğrenci normal işçi gibi çalışır. Tek farkı kolay ama boş işler verilir. Düşük maaşta cabası. Öğrenciye sıfır katkı olan bu durum elbette ki yasal olan naylon stajı doğuruyor. Elbette ben bu yazımda naylon stajın iyi bir şey olduğunu söylemiyorum fakat artık firmalar kendilerini düzeltmedikçe öğrencilerin naylon staj yapmalarına bir şey diyemiyorsunuz suç olmasına rağmen.

Naylon staj yerlerini ise inanın artık bulmak zor değil. Eskiden dost, akraba veya babanızın tanıdığı bir yer olur ve orada naylon stajınızı yapardınız. Fakat artık ülkemizde firmalar ve oteller çoğalmış durumda. Minik ücretler karşılığı stajlarınızı kolayca istediğiniz departmanda yaptırma şansına sahipsiniz. Kafa dengi bir kişi bulduktan sonra emin olun gerisi gelecektir.

Eğer normal staj yaparken yarıda bırakmışsanız ve başka yerde naylon staj yaparak devam etmek istiyorsanız bunu okulda sizden sorumlu hocanıza bildirin. Stajı yarıda kestiğinizi ve başka yerde yapacağınızı söylerseniz, staj öncesi hocanıza verdiğiniz staj kağıdının değişimini sağlayabilirsiniz. Bazı hocalar sıkıntı çıkartsa da çoğu hoca sıkıntı çıkartmıyor. Eski staj yerini gösteren belge yırtılıp yerine sadece staj yeri farklı olan bir kağıdın koyulmasının hiçbir zararı olmaz diye düşünüyorum. Bazı üniversite hocaları maalesef staj yeri değişimi yapmazlar. Sırf sizinle uğraşmamak için yaparlar bunu. O yüzden telefon ile arayıp durumu söylemek yerine bizzat elinizde onaylı belgenizle odasına kadar gidin ve yüz yüze derdinizi anlatın. Daha yararlı olacaktır.

Eğer hocanızın nasıl biri olduğunu bilmiyorsanız kesinlikle stajınızı naylon yaptığınızı söylemeyin. Arkadaşlarınıza bile sonradan naylon staj yeri ayarladığınızı söylemeyin çünkü bu bir şekilde hocanızın kulağına gidebiliyor. Sonrasında mahcup olabilirsiniz hocanıza karşı. Stajdan kalmanızda olayın bonusu olur.

13.606 kez okundu.
19 Yorum Yapıldı

Üniversiteleri Hangi Kriterlere Göre Seçeceğiz?

5 sene önce Mehmet tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Son araştırmalara göre Dünya’ da 20.000 civarında üniversite bulunuyor ve bunların 168 i de Türkiye’ de. Yurt dışındaki üniversitelere başvuran öğrencilerimiz bilirler ki sıralama ve derecelendirme kuruluşları eğitim sektörünü çok ciddiye alıyorlar çünkü çok büyük bir market. Bu yüzden de her yıl farklı güvenilir kurumlar farklı sıralamalar yayınlıyorlar fakat uluslararası arenada durum böyleyken hala Türkiye’ de bu sıralamaları ciddi şekilde hazırlayan fazla kurum yok. Evimizden yurt dışındaki üniversitelerin başarı sıralarını görebilir ve öğrenebilirken, kendi ülkemizdeki üniversitelerimizin başarı sınırlarını çok net bir şekilde göremiyoruz. Her yıl lisans, yüksek lisans programlarıyla 2 milyondan fazla kişinin ilgilendiğini düşünürsek, en büyük yatırımımız olması gereken eğitimde yönlendirme açısından ne kadar geri olduğumuzu görebiliriz.

Türkiye’ de derecelendirmenin yapıldığı nadir kurumlardan biri URAP (University Ranking by Academic Performance). Akademik ölçüde başka ciddi bir kurum bulunmamakta. URAP farklı bilimsel kriterlere göre üniversiteleri sıralıyor ve bir derecelendirme çıkarıyor ama maalesef bu kurumun değerlendirmeleri şu an öğrenciler, velileri tarafından ve yetkililer tarafından pek bilinmiyor. Bu bilgisizlik te bizi okullarımızın, dershanelerimiz rehberlik bölümlerini sorgulamaya itiyor. Öğrencileri yönlendirmesi gereken okullar, gençlerin tercihlerini yapmada yardımcı olacak dershaneler öğrenciyi ne kadar bilgilendiriyor? Bilimsel veriler ve dereceler varken hala öğrencilerimiz etraftan duyduklarına göre seçim yapıyorlar.

Asıl problem ondan sonra başlıyor. Üniversite ve bölüm hakkında hiçbir bilgisi olmadan üniversiteye giden bir genç kendini toparlayana kadar, asıl amacını belirleyip, mutlu olana kadar okul bitiyor. Aslında baktığımızda bu yönlendirme sorunu gençlerimizin geleceklerinde çok büyük rol oynuyor.

İşte bu yüzden bu tip araştırmalar sürekli yapılmalı ve basında ciddi derecede yer almalıdır. Gençlerimiz kulaktan dolma bilgilerle değil, bilimsel gerçeklere dayanarak seçimlerini yapmalıdır. Ayrıca bu araştırmaları detaylandırmak gerekirse, bir genç için en iyi üniversite ve bölüm oradan ne kadar verim aldığı ile orantılıdır. Üniversite çok iyi, bölüm çok iyi olabilir ama öğrencinin o bölümden ve üniversiteden ne aldığı çok önemlidir. Dolayısı ile bu araştırma kriterlerinin içine yurt dışında olduğu gibi ve benimde üzerinde çalıştığım okulumu puanlıyorum projesi gibi kriterlerinde eklenmesi gerekir. gelecek kuşakların daha sağlıklı seçimlerine imkan sağlamak çok önem arz etmektedir. Bu doğru seçimler bireylere tek tek fayda sağlayacağı gibi, toplumu da ileri götürecektir.

600 kez okundu.
5 Yorum Yapıldı

Türkiye’de Okullar Ne İşe Yarar?

5 sene önce Necati tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Okul çıkış sebebi ile belli bir tanımı olsa da zaman içerisinde farklı amaçlar için kullanılabilirliği ortaya çıkınca tanımlamalarda farklılaşmalar görülmeye başlanmıştır.

Farklı okul tanımlarının olması farklı içeriklerin doğmasına, farklı içerikler de toplum içerisinde aynı olaya farklı bakış açısı içerisinde, birbiri ile çatışan insanlar meydana getirmiştir. Bugün bu noktalar içerisinde önemli bir tanesini dönmek üzereyiz.

Okul çağı içerisinde olan insanlara “okulunuzu seviyor musunuz” diye sorulduğunda verilecek cevabın ne olacağını kestirmek zor değildir. Okula bakış açıları araştırılsa, “Boşa zaman geçirilen yer”, “Ahlaksızlıkların yaşandığı yer”, “Disiplin ihlallerinin had safhada yaşandığı kapalı bir kutu”, “Toplumu eğitmekten çok meşgul eden alan”, “Hayal gücü ve yaratıcılığı öğüten makine”, “Çocuklara bakıcılık yapılan bina” gibi söylemler ortaya çıkacağı herkes tarafından bilinmektedir.

Eğitimin süresi şu sıralar en çok tartışılan konu haline geldi. Kesintisiz eğitim süresinin arttırılması üzerine kimlerin görüşü alınmıştır bilinmez ama demokrat bir süreçten geçtiğini düşünmediğim eğitim süresi, hükümetin zorlama etkinliklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

Günümüzde okul; Talim Terbiye Kurumu tarafından oluşturulan yapay hedeflerin gerçekleştirilmesine çalışan bir devlet aygıtı olarak algılanan okul, yeteneksiz öğretmenler tarafından uygulanmak zorunda bırakılan ideolojileri hazmetme merkezi olarak algılanmaktadır.

Toplum büyükleri tarafından oluşturulan her ideoloji için kabuk değiştirmekten ziyade muhteviyatı değiştirilen okul, geçmişten bugüne bakıldığında her yönetim biçiminin uygulayıcısı olduğu açıkça görülmektedir.

Bugün gerek içeriden gerek dışarıdan bakıldığında okul bileşenleri olan veli, öğretmen, öğrenci katmanları okullardan memnun değildir. Okullardan nefret ettiğini insanlar artık açık yüreklilikle dile getirmektedir.

Bu nefret durumunun neticesi yapılan uluslar arası başarı testlerinde de açıkça ortaya çıkmaktadır. Bunun en önemli örneklerinden biriside PISA (Program for International Student Assessment) yani Uluslar Arası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı OECD ülkelerindeki 15 yaş grubu öğrencilerin zorunlu eğitim sonunda, katılacakları günümüz bilgi toplumunda karşılaşabilecekleri durumlar karşısında ne ölçüde hazırlıklı yetiştirildiklerini belirlemek amacıyla geliştirilmiş testtir.

Ölçülmeye çalışılan nitelik, öğrencilerin okulda müfredat kapsamında ele alına konuları ne dereceye kadar öğrendikleri değil, gerçek hayatta karşılaşabilecekleri durumlarda sahip oldukları bilgi ve becerileri kullanabilme yeteneği, öğrencilerin düşüncelerini analiz edebilme, akıl yürütme ve okulda öğrendikleri fen ve matematik kavramlarını kullanarak etkin bir iletişim kurma becerisine sahip olup olmadıklarıdır.

Bugüne kadar üç defa yapılan test sonuçlarına göre Türkiye resmen nal toplamıştır. Finlandiya, Kore ve Kanada test sonuçlarına göre başı çekerken Türkiye, Brezilya, Endonezya ve Tunus’la kafa kafaya yer almıştır.

Başarının okula ilgi ile alakalı olduğu test sonuçlarında ortaya çıkan bir noktadır, dolayısı ile okullarımızda ki eğitim süresini arttırmak eğitimin kalitesini arttırmadığı gibi okul bileşenlerinin okula karşı sevimsiz bir ön yargı geliştirdiği sistem içinde olanlar tarafından açıkça fark edilmektedir.

Öğretmenlerin eğitim seviyeleri, yaşam şartları, öğrencilerin ilgi durumlarının dürüst bir şekilde ölçülememesi, ülke ihtiyaçlarının doğru tespit edilememesi, alt yapı sorunları, müfredatın çağdaş esaslar yerine ideolojik esaslara göre hazırlanması okulların içerisinde bulunduğu açmazdan çıkmasını engelleyen sebeplerin başında gelmektedir.

Öncelikle Türkiye’de okulların eğitim süresini değil, “Türkiye’de okullar ne işe yarar?” mevzusunu düşünmemiz gerekmektedir.

Makale Yazarı: Ahmet Yalvarıcı

1.087 kez okundu.
Yorum Yok :(

Ygs Var Dediler, Sıçtık!

5 sene önce Mehmet tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Moral olarak çökmüş durumdayım ancak, bu konuyu blogda paylaşmasaydım çatlardım sanırım.

Bugün 1 Nisan, yüksek öğrenime geçiş sınavı yapıldı. Yani kısa adıyla YGS!

Ygs’ye bugün bende girdim ve açıkça söylemek gerekirse kötü geçti. Eşit ağırlık öğrencisi olduğum için Türkçe, Tarih ve Matematik dersinden sorumluyum. Dolayısıyla Fizik, Kimya gibi konularda pek bilgili değilim. Bilgili olsam da bugün yapamayacağımı gördüm.

40+40+40 sorudan toplam 120 soru beni ilgilendiriyordu sınavda.

  • Türkçe’de 40 sorudan 3-4 boşum var. Az önce televizyonda sınavın sorularının doğru şıkları açıklandı ve yaklaşık 10 yanlışım var. Yani Türkçe’de 25 net desek yeridir.
  • Tarih-Coğrafya-Felsefe dersleri sözel olarak geçiyor ve bu bölümlerden de 40 soru gelmekte. Tarih dersinden 3-4 yanlışım bulunuyor. Coğrafya dersi çok kötü, 2-3 doğrumun olduğunu düşünüyorum. Felsefe dersine çok vakit ayıramadım. Çünkü, Türkçe soruları tam olarak 1 saat 45 dakikamı aldı. Bu yüzden yetiştiremedim.
  • Matematik soruları zor değildi aslında. Ancak sınavda yapamadım. 40 soruda 15 soru yaptığımı fark ettim. Bu 15 soru içerisinde de 3-4 yanlış bulunuyor.

Aslında yukarıdaki sonuçlara bakarsanız 50-60 net bile zor geliyor. Sınavım gerçekten beklediğimden çok kötü geçti. Ancak telefonuma gelen aramalardan, mesajlardan anladım ki sadece kötü yapan ben değilim! Dershanedeki arkadaşlarım ve çevremde sınava giren insanlar Türkçe dersinin zor olduğundan, çok süre harcadıklarından bahsettiler. Üstte dediğim gibi gerçekten benimde çok vaktimi aldı.

Genel olarak baktığımızda sonuç kötü, gerçekten kötü. Ancak unutmayalım ki benim gibi kötü sonuçlar alan binlerce öğrenci var. Ben hala umudumu koruyorum. Bu umudumun sonucu kötü olsa da ben ikinci sınav olan LYS‘ye hazırlanmaya başlayacağım.

Ayrıca bu sene içinde sanmıyorum ki modmeydan gibi şifre iddaaları ortaya atılsın! Sınav çok kolay değildi ama çokta zor değildi. Çok çalışanların gayet hızlı ve sorunsuzca yapabileceği bir sınavdı.

İyi alan arkadaşlarıma başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Kötü alan arkadaşlarım ise üzülmesinler. Hem önümüzde ikinci sınav bulunuyor hem de YGS‘de binlerce kişi kötü sonuç bekliyor. Bu yüzden çok karamsarlığa kapılmamanızı, ikinci sınava hazırlıklara başlamanızı öneriyorum.

İyi çalışmalar.

4.810 kez okundu.
5 Yorum Yapıldı