Bazen gözlerle ifade edilemez duygular..O zaman kalemin gücü başlar..

Üniversitede Sevgiliyle Aynı Evde Kalmak!

4 sene önce Ersin tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Ailenin yanından ayrılıp kendine ait bir eve taşınmak, her Türk gencinin en büyük hayallerinden biridir. Özellikle lise çağındayken annesi çalışmayanlarda ayrı eve çıkma isteği bir tutku halini almıştır, çünkü her türk ergeni amerikan pastası tarzında ottan boktan filmleri izleyerek büyümüştür.

Bu filmlerde her isteyenin annesi, babası evdeyken sevgilisini getirip rahat rahat seviştiğini, her akşam partilerde milletin; ağızlarına fıçılardan bira fışkırtıp,acayip seksi danslar edip sonra tavşanalar gibi seviştiğini görmüş ve kendi durumuna bakıp imkansızlıkları görüp iç çekmiştir. Bir kızı eve getirmek için ikna etmek, federeri çim kortta yenmek kadar zor iken, bide kızı eve getirmeyi annenin altın gününe gittiği bir ana denk getirmen lazım ki bu; tek yüzüğü, Mordor topraklarına ulaştırıp, Hüküm Dağı’nın alevlerinde yok etmekten daha zordur. Annenin gittiği günü öğrenirsin kız ikna olmaz, ‘bugün amcamalar geliyormuş babam erkenden evde ol dedi” der, gel bak ders çalışacağız havuz problemi anlatırsın bana diyerek, kızı ikna edersin tam ama bu sefer ev boş olmaz. beklersin boş günü, o gün gelir yarın bana geliyorsun demi dediğinde ”olmaz regly oldum ben her yerim ağrıyor” deyip seni mutsuzluk çukurunun dibine atar.

Yani azizim çok zordur çok , boş ev ve kızı bir araya getirmek işte bu zorlukları yaşayan bütün bünyeler, dört tane şehirdeki (ankara, izmir,istanbul,eskişehir) bir üniversiteyi kazanıp ayrı eve çıkma hayaliyle yanıp tutuşurlar çünkü hep akıllarında ”üniversitede kızlar teklif ediyormuş olum” kalıbı vardır ve zannederler ki bu şehirlere gelip bir öğrenci evi edinirlerse; bir gece güzel göğüslü, yuvarlak kalçalı sarışın aslı ile, bir gece mavi gözlü siyah saçlı deniz ile, bir gece esmer tenli, uzun bacaklı gizem ile sevişecek, hatta içinden derki ”azıcıkta şansımız yardım eder ise beyaz tenli kızıl saçlı 1.85 boyundaki afet burcuyla bile yatabiliriz”.

Lisede iken bu hayallerle yaşayan gençler üniversiteye gelince, ilk yıl yurtta kalırlar şehri tanımak ortamı falan tanımak için, ki bence de gereklidir yurtta kalmak, yurt hayatı da ayrı bir okuldur güzel dostluklar kurulur ama yurtta en fazla bir yıl kalınıp sonra eve çıkmak en makbulüdür. İşte buradan sonra konu ikiye ayrılıyor sevgili okuyucu, üniversitedeyken eve çıkanlar ve çıkamayanlar diye. Ve ben 1 yıl yurtta kaldıktan sonra eve çıkma hayalleri kurarken babam emekli olup, ailece benim yanıma taşındıkları için öğrenci evi hayallerim suya düştü, benim yaşadığım mutsuzluk yanında umut sarıkaya’nın mutsuzluk tanımları bok yemiş, o derce mutsuzdum okurken.

Ben üniversite hayatım boyunca ailemle yaşadığım için ayrı eve çıkma hayallerim devam ediyordu. Bu ayrı eve çıkma isteğinin çeşitli sebepleri var sevgili okur bunları şöyle sıralayabiliriz.

1) Artık belirli bir yaş gelip büyük şehirde olduğun için ve gerçek anlamda sevgililerin olduğu için, yukarıda bahsettiğim kızı zorla ikna edip eve getirme gibi çocukluklarla uğraşmazsın, zaten sevgilin de istiyordur sevişmeyi. amma ve lakin, ”bütün ankaralılar üniversiteyi ankara’da okur” kuralından dolayı kız arkadaşın da ailesi ile yaşıyordur (Ya da evet ben bir bahtsız bedeviyim) rahat sevişemezsin, hatta çok zordur sevişmek. Hep evi olan birilerine muhtaçsındır, hep şimdi annem gelecek, şimdi kaynanam gelecek stresi vardır, bazı zamanlar bu stres öyle büyür ki aletinin büyümesini engeller. Yani rahat rahat sevişeceğin günün hayallerini kurarsın, geceleri sabahlara kadar ”bir evim olsun artık ne olur” diye ağlarsın.

2) Çeşitli akrabalar gelir, anne kim geliyor diye sorduğunda sadece boş gözlerle baktığın cevabı alırsın: ”babanın amcasının oğlunun karısının kardeşinin dayısı gil geliyor” sen sadece ”hııımm” deyip dönersin odana. Ve gelirler konuşur da konuşurlar ”sen var ya küçücüktün gördüğümde ben seni, böyle cıbıl cıbıl geziyordun ortalıkta” tarzında kimseye faydası olmayan ama seni utandıran şekilde laflar ederler. En büyük hatayı yapıp yanlarına gitmezsen; ”geçen abuzer abinin yanına gittik, oğlu bi hoş geldin demedi üniversiteli olunca şımarmış bu çocuk” şeklinde arkadan konuşurlar.

3) Rahat sevişemezsin.

4) Gelip de kalanları vardır bide bu akrabaların,bunlar tuvaleti, banyoyu hep ihtiyacın olduğu anda işgal ederler, normalde sabah uyanıp donla işemeye gidip, sonra uykuna devam edersin ama her an karşına bir akraban çıkma riski olduğu için artık pijamanı giymelisindir ve pijamayı arayıp üstüne giyene kadar bütün uykun kaçar, kendine lanet edersin. Hadi uyudun tekrar diyelim ama ”misafirlikte fazla yatılmaz 8 da kalkılır en geç 9 da kahvaltı yapılır” kuralından dolayı bağıra çağıra kahvaltı yaparak senide uyutmazlar.

5) Rahat sevişemezsin.

6) Annen olur olmadık zamanda çamaşır makinesi, elektrikli süpürge,saç kurutma makinesi gibi, kafa siken makineleri çalıştırır sinir sistemini alt üst eder.

7) Rahat sevişemezsin.

8) Bazen yalnız kalmak istersin, hiç konuşmamak, sadece yatmak, susup oturmak istersin ama annen ve baban seni merak eder, soru sorar (haklı olarak seni düşündüğünden) sen ters bir cevap verirsin üzülürler, sonra sen onları üzdüğün için daha çok üzülürsün.

9) Rahat sevişemezsin.

10) Dostlarını istediğin zaman eve çağırıp içip, sıçıp, dağıtamazsın.

11) Rahat sevişemezsin.

12) Kaç yaşında olursan ol, kadın ol erkek ol ailenle aynı evde yaşıyorsan, 2 gece üst üstte dışarıda kaldığında ertesi gün sorular başlar, ‘yeter artık evin yolunu unuttun’ ‘bu gece de dışarıda yemeyeceksin değil mi’ gibi lafları yersin.

13) Rahat sevişemezsin.

14) Doğanın kanunu gereği en az 2 hafta da bir babanla, ortada fol yok yumurta yokken kavga edersin.

15) Rahat sevişemezsin.

16) Müziğin sesini istediğin gibi açamazsın hep bir rahatsız olan bulunur.

17) rahat sevişemezsin.

Evet burada yazılanlardan da anlaşıldığı gibi, sadece istediğim zaman sevişmek için ayrı bir eve çıkmak istiyorum sevgili okur, ama az kaldı az bir gün benim de kendi evim olacak, hatta o zaman yüksek lisansa başlayacağım, hem memur hem de öğrenci evi olacak. Yazı biterken Tony Joe White – Robbin` My Honeycomb çalıyordu sevgililerimle efenim.

5.493 Kere okundu
10 Yorum Yapıldı

İstiyorum!

4 sene önce Kenan Bozkurt tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Seninle bir hayatı paylaşmak istiyorum ben. Gece su içmek için kalktığımda seni görüp gülümsemek ve yanağına bir öpücük kondurmak istiyorum. Sabahları senden önce uyanıp, senin uyuduğunu görünce uyuyor numarası yapmak istiyorum. Ve her sabaha senin nefesini hissederek uyanmak istiyorum. Beraber çok sevdiğin futbol maçlarını izleyelim istiyorum. Sen oyunculara bağırırken sana bakıp senin o halinle dalga geçip, eğlenmek istiyorum. Ve maç bitince sırf bunun için beni gıdıklamanı da istiyorum. Gece çocuğumuz ağladığında “hadi ama sıra sende” demek istiyorum ve her seferinde bana kıyamayıp senin çocuğumuza bakmanı istiyorum. Senin uykunu bölmeni izlemeye kıyamayıp, bende uyanmak istiyorum.
Beraber kampa gitmek istiyorum. Gece gelen seslerden korktukça sana iyice sarılmak hissetmemek için seni konuşturmaya çalışmak istiyorum. Saatlerce denizi seyretmek ve sahilde uyumak da istiyorum ben. Bir de beraber futbol oynayalım sevgilim, sen çok seviyorsun çünkü. Sen seviyorsun ve ben de istiyorum. Kışın kar topu oynamak istiyorum, karda yuvarlanmak birbirimizi vurmaya çalışmak istiyorum. Soğuktan donan burnuma hohlamanı da istiyorum. İşten gelince seni karşılamak ve sıkı sıkı sarılıp “seni çok özledim kocacım” demek istiyorum.Senin de saçlarımın kokusunu içine çekmeni istiyorum. Beraber rakı içmek istiyorum, tabi yanına bir de balık. Ohhh yummy 🙂

Ben aslında arada değil, hep güzel şeyler düşünüyorum. İkimiz için sürekli hayaller kuruyorum.

Ve beni sonsuza dek sev istiyorum.

Çünkü seni en güzel ben seviyorum. Ben en güzel seni seviyorum.

Seni çok seviyorum.

3.864 Kere okundu
Yorum Yok :(

Artık Gelsen? ♥

4 sene önce Kenan Bozkurt tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Çok sevebilirdik birbirimizi. Herkes bize ”Çok tatlısınız, Allah ayırmasın” diyebilirlerdi. Bize nazar değecek diye korkabilirdik. Ben, çok kıskanabilirdim seni, haddinden fazla. Ama sevdiğimden yapardım bunları, sen bilirdin. Ve çok hoşuna gidebilirdi. Kavga çıkardı aramızda, işte olur olmaz tripler atardım ben. Ama sonra senin sözlerine dayanamaz, barışabilirdik. Delilikler yapabilirdik mesela. Ben sana ellerimle kek yapardım. Gezerdik beraber. Pamuk şekeri bile yiyebilirdik. Diyorum ya; çocukluklar yapabilirdik hep. Sonra ikimizin olduğu bir dünya yaratabilirdim sana. Sarılırdık. Bir daha ayrılmak istemeyecek kadar, sıkı sıkı. Sinemaya gidebilirdik. Korku filmine girsek, korkmazdım aslında ama sana sarılmak için bahaneler üretebilirdim kendimce. Romantik bir film olsa; ağlardım. Sen de ağlamama kıyamaz, elimi tutabilirdin. Hiç beklemediğim bir zaman öpebilirdin. Utanırdım. Ama benim olduğunu hissetmek, çok başka bi duygu olurdu sanırım sevdiğim. Bunların hepsini başkasıyla da yaşayabilirim. Ama ben istiyorum ki; sen ol. Özel ol, benim ol. İşte bu yüzden geçen her saniye geri gelmeni bekliyorum, hasretle. Artık gel tamam mı? Ben burdayım.

776 Kere okundu
Yorum Yok :(

Sevgiliye yılbaşı hediyesi olarak neler alınabilir?

4 sene önce Ersin tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Yeni yıl yaklaştıkça bir çok çiftte hediye seçimi heyecanı vardır. Sevdiğiniz, değer verdiğiniz insanın seveceği, hoşuna gidecek bir hediye alarak, onu mutlu etmenin mutluluğunu yaşamak istersiniz. Peki bu yeni yılın ilk gününde özel bir insana alınacak bu hediyeyi nasıl seçeceksiniz?

Doğru hediye seçiminde belirleyici ilk etken ilişkinin uzunluğudur. Misal, bu geçireceğiniz ilk yıl başıysa ve henüz yeni sayılabilecek bir birlikteliğiniz varsa hediye seçiminde biraz zorlanabilirsiniz. Eğer birlikteliğiniz uzun süreliyse, o özel insanı daha iyi tanıdığınız için nelerden hoşlanıp nelerden hoşlanmayacağını bilmektesinizdir. Sevgilinizin veya eşinizin hoşlandığı şeyleri, hobilerini, kişisel zevklerini ve hayata bakış açısını iyi bilmeniz, seçilecek olan hediyenin beğenilme yüzdesini daha da arttıracaktır.

Yılbaşı; sizinle sevgiliniz/eşiniz arasında bulunan ilişkinin, gelecek yeni yılda da devam etmesini dilediğinizi gösteren ve ilişkinizin aynı ilk günlerdeki heyecanını korumasını umduğunuzu simgeleyen özel bir gündür.

Seçeceğiniz hediyede sizin bir emeğinizin olması bu hediyeyi daha da anlamlı kılacaktır. Şayet bir el yeteneğiniz varsa vereceğiniz hediyede bunu kullanmanızı tavsiye ederiz. Hazırlayacağınız bu hediye basit bir kartpostal ya da resimlerinizin bulunduğu bir albüm bile olabilir. Vereceğiniz hediyeye yapacağınız masraftan ziyade harcayacağınız emek daha önemlidir. Sevgilinize kendi el yazınızla yazacağınız içten bir mektup pahalı bir hediyeden daha anlamlıdır.

Vereceğiniz hediyenin niteliği hayal gücünüzle doğru orantılıdır. Daha önce planlanıp organize edeceğiniz bir akşam yemeğinde söyleyeceğiniz bir-iki içten söz bile kolay kolay unutamayacağı bir yılbaşı hediyesi olabilir.

Klişe bir hediye olan pastayı bile unutulmaz yapabilirsiniz. Gidip pastaneden almak yerine emek verip kendi ellerinizle yaparak sevgilinizi veya eşinizi şaşırtmanız mümkün. Arama motorlarını kullanarak pasta tariflerine ulaşabilmeniz mümkün. Yılbaşı hediyesi olarak tercih edilen hediyelerinden birisi de takılardır. Alacağınız küçük bir bileklik veya yüzük sevgilinizin veya eşinizin sürekli üzerinde taşıyabileceği, gördükçe de sizi hatırlayacağı güzel bir tercih olabilir. Sizin aldığınız bir hediyeyi kullanması da aranızdaki bağı güçlendirebilir. Takı seçiminde göz önünde bulundurmanız nokta ise alacağınız hediyenin günlük hayatta kullanabilecek olmasıdır. Ayrıca takı seçiminde ille de pahalı bir tek taş alma zorunluluğunuz da yoktur. İçine baş harflerinizin yazılı olduğu gümüş bir yüzük bile sevgilinizi etkileyebilir. Evlendikten sonra bile takmaya devam eder belki nereden bilebiliriz?

Sonuç olarak, sizin emeğiniz olan veya içinde sevginizi barındıran her hediye özeldir, unutulmaz olmaya adaydır. Hayal gücünüzü zorlayıp ilişkinizi simgeleyen bir hediye seçimi yaparak geçirilecek yılbaşı gecesini bir ömür unutmamasını sağlayabilirsiniz.

603 Kere okundu
1 Yorum Yapıldı

Baba mı? -Kalsın…

4 sene önce Kenan Bozkurt tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Bende eksik olan şeyleri, başkalarında gördüğümde hep imrenirdim. Mesela babam… Etrafımda babalarından şikayet eden kızları can kulağıyla dinlerdim hep. Benim kavga edicek bir babam olmadı. Bana bağırıp çağıracak, sonrada pişman olduğunda gelip ne diyeceğini bilemeyecek bir babam olmadı. Giydiklerime karışan bir babam olmadı. Okuduğum kitapları, seyrettiğim filmleri, dinlediğim müzikleri gizlice kontrol eden bir babam olmadı. Eve 5 dakika geç kaldığımda, başıma bir iş gelmiş olabileceğini düşünen bir babam olmadı. Erkek arkadaşım olduğunu öğrendiğinde dünyası başına yıkılan bir babam olmadı. Çevremin beni kötü yola düşürmeye çalışan adamlarla dolu olduğunu düşünen bir babam olmadı. Bütün kızların vardı kavgalı olduğu bir babası. Ve hepsi bütün o kavgalardan sonra dönüp dolaşıp yine barışmışlardı babalarıyla. Birbirlerini anlamış, herşeyi affetmiş, eski günlere dönmüşlerdi. Çünkü bir kızın kalbi her zaman babasına aittir. Babanın kalbi de kıza. Benim hiç kalbim olmadı. Bu yüzdendir ki insan düşünüyor, “hata bende mi?” diye… Ancak hiçbir zaman kendimi suçlu bulamıyorum. Çünkü yaşadığım hayat şartları beni buraya getirmiş ve başkalarının söylemleriyle, yaptıklarıyla yaşamak zorunda kalmışım. Mahkemeler bile annem ile babamı ayırırken aslında beni hayattan ayırmış olduklarının farkında olmadan yapıyorlar tüm işlemlerini. Başkalarının hayatlarında sadece yan unsur olmaktan sıkılan bir kız oluyorsunuz bir süre sonra… Ama yine de yaşamaya, kalbinizdeki ve çevrenizdekilerle uyum içerisinde yaşamaya çalışıyorsunuz.

Öyle bir gün geliyor ki karşınıza bir erkek çıkıyor. Bütün sorunlarınızı, streslerinizi, sevincinizi, üzüntünüzü beraber paylaşmaya başlıyorsunuz. Yaşınızın daha olgunlaşmamış olduğunu, daha küçük olduğunuzu biliyorsunuz. Çevrenizdeki insanlar sizi ciddi görmese bile, gerçekten ciddi bir ilişkinizin olduğunu biliyorsunuz. Bu ciddiyet üzerine yığınla hayaller kuruyor ve eskiyi unutmaya, yeni güzel günlere yelken açmaya başlıyorsunuz. Umutlarınız tekrar yeşermeye başlıyor ve hayatınızdaki bunca olumsuzluğa rağmen, onun için hayata tutunuyorsunuz, seviyorsunuz… Gün geliyor; eskiden babam dediğiniz adamı tanımazken-hatırlamazken, çocuklarınız size anne-baba der olmuş. Şimdi üzüldüğüm nokta ne diye soracak olabilirsiniz. Şu anki eşim yani sevgilimle, eskiden daha mutlu olabileceğimizi, ölenlerle ölünmeyeceğini anladığım vakitlerde üzülüyorum sevincimizi doyasıya yaşamadık diye..

Siz siz olun, anı yaşayın. İkinizden başkası sizin için sadece kıskançlık sebebi olur. İlişkinizde kıskançlıklara yer vermeyin. Vermeyin ki siz değil, onlar kıskansın.

795 Kere okundu
3 Yorum Yapıldı
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12