Bazen gözlerle ifade edilemez duygular..O zaman kalemin gücü başlar..

Bugün Sen Oldum!

4 sene önce Ersin tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Facebook’u açtım, yakışıklı bir çocuğa sırf konuşmak için “tanışıyor muyduk biz?” yazdım, sonra bir başka çocuğun fotoğraflarını beğendim. Bir diğer yakışıklının da durumlarını. 2-3 dakikaya yazdılar bana “selaam” diye, sanki hepsiyle her gün konuşuyormuşum gibi, sanki yakınlarımmış gibi, sanki senin kadar yavşakmışım gibi “canımm” yazdım. Nasıl olduğumu sordular ilk, sonra sevgilimin olup olmadığını merak ettiler. “Yok” dedim, sonra da yavşak yavşak gülücükler yolladım, hihihi yazdım. Yetmedi birine telefon numaramı verdim, haftaya buluşacağız. Sizin evin oralarda. Sonra aklıma gelen isimleri yazdım ve ne kadar yakışıklı, taş varsa arkadaşlık isteği gönderdim. Kabul ettiklerinde de “ben eklemedim ki yae, yanlışlık oldu sanırım” diyerek muhabbete başladım, biri yazıyor, yazımı bitirmeyi bekliyorum cevap vermek için.
Twitter’a girdim, takip ettim kim var kim yok. Adamın yazdığı tek şey “sıkıldım” olmasına rağmen, sırf yakışıklı diye mention attım. Sarkıntılık yaptım.
Düştüm de düştüm. Kendimi tanıyamadım, ama seni tanıdım. Diyordun ya tanımıyorsun diye, bak tanıdım, yemin ediyorum ruh halini anladım. Sen ilgiye muhtaç bir köpekten başka hiçbir şey değilsin.

1.162 Kere okundu
Yorum Yok :(

Sosyal Ağların Getirdiği A’sosyal Bağlar

4 sene önce Ersin tarafından yazılmıştır.
anasayfa
anasayfa
anasayfa

Merhaba sosyal medyacılar..

Bir sosyal ağ furyasıdır almış başını gidiyor. İnsanlar ücretsiz  olan bu ağlara deliler gibi saldırmış durumda. Oluşturdukları  profillere en özel fotoğraflarını, en gizli bilgilerini, en saklı  videolarını koyarak insanlarla paylaşmaktan çekinmiyorlar.

Normal hayatta bırakın güvenecek dostu, merhaba diyecek bir-  iki arkadaşı bile olmayan insanlar, sosyal sitelerde önlerine  geleni arkadaş listelerine ekleyerek bu listeyi kabartma ve  bununla övünme merakına düşmüşler. Özellikle de gençlik… Bu  hali görünce; “Biz ne sosyal, ne paylaşımcı bir milletmişiz  arkadaş” demekten kendini alamıyor insan!

1990’lı yıllarda internetin hayatımıza girmesiyle millet olarak önce neye uğradığımızı şaşırdık sonra da ondan faydalanmanın yollarını aramaya başladık. Ama maalesef tam bu noktada ipler koptu ve özellikle irade zayıflığı olanlarımız sanal âlemde kayboldu gitti.

Evet, internet çağımızın en büyük buluşu ama millet olarak her şeyi yaptığımız gibi onu da suiistimal etmeyi başardık. Avrupa’ya yönelmeye başladığımız yıllarda ilmini, fennini alacağımız yerde kültürünü, ahlakını, kanunlarını alıp yüzlerce yıldır oluşturduğumuz değerlerimizin üzerine bir anda oturtuverdiğimiz gibi internet nimetini de amacının dışında aklımıza gelen her alanda kullanarak geriye kalan birkaç damla değerimizi de harcayıverdik.

Artık ne dostluğun arkadaşlığın ne de aşkın eski tadı var. Köylerde yüzlerce insan birbirini tanıdığı halde şehirlerde bırakın üst kattaki komşusunu artık karşısındaki dairede oturanı bile tanımıyor. Onun yerine TV, internet alıp kendi kabuğuna çekilmeyi tercih ediyor.

Sosyalleşme ihtiyacını da sanal âlemde karşılama yoluna gidiyor. Dostu, arkadaşı, sevgiliyi yine bu ortamlarda bulmaya çalışıyor. Bir yandan yanı başındaki komşusundan koparken diğer yandan en uzaklardaki yakınlarıyla bağlantı kurmaya çalışıyor. En yakınındakilere uzak, en uzaktakilere yakın, sanal, mesafeli, tatsız-tuzsuz bir hayat…

Bir de sosyalleşmeyi abartan sonradan görmeler var. Bunları görünce insanın midesi bulanıyor. Sözüm size ey yarı çıplak fotoğraflarını paylaşan lise kızları… Eşleriyle yaşadıkları en özel anlarını anlatan ev hanımları… Gün içinde yaptıkları her şeyi bir marifetmiş gibi yazan evde kalmalar… Ve önüne geleni eklemeyi başarı sanan asosyal kişilik vakaları…

Bunların yanında sanal âlemde kişiliğini yitirip gerçek âleme bir türlü çıkamayan, saatlerini değil ömürlerini orada geçiren garip varlıklar da var ama onları satırlarıma taşımaya bile gerek görmüyorum. Allah onları ıslah etsin.

Öyle ya da böyle, kadınların sokağa çıkmasıyla başlayan toplumsal bozulma teknolojinin gelişmesiyle daha da hızlandı bence. Teknik gelişmeler bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan bizi en yakınlarımızdan bile soyutlayıp bir başımıza bıraktı. Bu halimizin farkında olan uyanıklar da bizim üzerimizden zengin olmanın bin bir yolunu bularak soyup soğana çeviriyor bizi. Bilmem ki ne zaman uyanacağız? Gerçi uyumamız için her şeyin yapıldığı bir ortamda uyanmak ne mümkün!

En azından bu yazıyı okuduktan sonra bazı şeyleri değiştirsek ve yakın çevremizi profilimizle değil de gerçek şahsiyetimizle oluştursak…

Ama nerdeeee…

6.529 Kere okundu
Yorum Yok :(